ABD’de Hristiyanlıkta Yavaşlama: Pew Araştırması Dini Manzaradaki Değişimleri İnceliyor
Amerika Birleşik Devletleri’nde Hristiyan nüfusunun genel olarak 2007’den bu yana azaldığı bilinirken, son anketler bu düşüşün durakladığına dair işaretler veriyor. Pew Araştırma Merkezi’nin 2023-24 Dini Manzara Araştırması’nın sonuçları, "ABD’de Hristiyanlığın Düşüşü Yavaşladı, Dengelemiş Olabilir" başlığıyla yayınlanan bir raporda kamuoyu ile paylaşıldı. Bu kapsamlı çalışma, Amerika Birleşik Devletleri genelinde 36.908 yetişkinle görüşülerek gerçekleştirildi. Son 17 yılda yapılan bu türden üçüncü araştırma, her birinde 35.000’den fazla katılımcı ile görüşüldü.
Pew raporunda, "Uzun yıllar süren istikrarlı düşüşün ardından, Amerikalıların Hristiyan olarak tanımlanma oranı, en azından geçici olarak, yüzde altmışın biraz üzerinde bir seviyede dengelenme belirtileri gösteriyor" ifadelerine yer verildi. İlk Dini Manzara Araştırması (DLS), 2007’de yapılmış ve ABD’li yetişkinlerin %78’inin çeşitli Hristiyan mezhepleriyle özdeşleştiğini ortaya koymuştu. Bu oran, 2014’teki ikinci DLS’de %71’e ve şimdi ise %62’ye gerileyerek 2007’den bu yana 16 puanlık bir düşüş yaşandı.
Hristiyan Gruplar, Amerikalıların Kilise Katılımındaki Tarihi Düşüşe Karşı Yaklaşım Değişikliği İhtiyacı Görüyor
Bununla birlikte, Pew raporunda, son beş yıldır, 2019 ile 2024 arasında, yetişkin nüfusun Hristiyan payının nispeten istikrarlı olduğu ve %60 ile %64 arasında seyrettiği belirtildi. Yeni Dini Manzara Araştırması’ndaki %62’lik oran, bu son aralığın tam ortasında yer alıyor. Rapor ayrıca, Amerika’daki bu Hristiyan mezhepleriyle ilgili diğer istatistiklerin de bu istikrar görüntüsüne katkıda bulunduğunu belirtiyor. Örneğin, katılımcıların %33’ü ayda en az bir kez dini törenlere katıldığını belirtirken, Amerikalıların günlük dua ettiğini söyleyenlerin oranı 2021’den beri istikrarlı bir şekilde %44 ile %46 arasında seyrediyor.
Rapor, genel olarak Amerika’nın 2007’den bu yana neden daha az Hristiyan hale geldiğine dair teoriler sunuyor. Uzun vadeli eğilimin temel nedenlerinden biri "nesil değişimi" olarak belirtiliyor. Yaşlı, yüksek düzeyde dindar ve çoğunlukla Hristiyan olan nesillerin yerini, daha az dindar, daha küçük Hristiyan yüzdelerine sahip ve daha fazla "dinsiz" bireyin bulunduğu genç nesiller alıyor.
Rapor, "DLS anketleri, 2007 ile 2023-24 arasında, her doğum kohortunun yaşlandıkça çeşitli ölçütlere göre daha az dindar hale geldiğini gösteriyor" ifadeleriyle durumu açıklıyor.
Gençler Arasında Dini Eğilimler ve Siyasi Bağlılık
Bununla birlikte, gençlerin genel olarak önceki nesillere göre daha az dindar olmasına rağmen, temel bir istikrar noktası, 2000 ile 2006 yılları arasında doğanların (2023-24 DLS’de 18 ila 24 yaşları arasında olanlar) 1990’larda doğanlar (şimdiki 24 ila 34 yaşları) kadar Hristiyan olarak tanımlanma, dinin hayatlarında çok önemli olduğunu söyleme ve ayda en az bir kez dini törenlere katılma olasılıklarının aynı olması.
Özellikle dikkat çeken bir farklılaşma noktası ise siyasi bağlılık olarak öne çıkıyor. Bugün, kendilerini liberal olarak tanımlayanların %37’si Hristiyanlıkla özdeşleşirken, bu oran 2007’de %62 idi. Bu, 25 puanlık bir düşüş anlamına geliyor. Aynı zamanda, liberallerin %51’i artık hiçbir dinlerinin olmadığını söylerken, bu oran 2007’de %27 idi. Bu da 24 puanlık bir artışa işaret ediyor. Artık liberaller arasında Hristiyanlardan daha fazla "dinsiz" bulunuyor. Bu durum, 2007’den bu yana yaşanan bir tersine dönüşü gösteriyor.
Muhafazakar demografik veriler de benzer bir tablo çiziyor. Raporda, muhafazakarlar arasında da daha az Hristiyan ve daha fazla "dinsiz" olduğu belirtiliyor. Ancak, muhafazakarların dini yapısındaki değişiklikler, liberaller arasındakilere kıyasla çok daha az belirgin ve muhafazakarların büyük çoğunluğu Hristiyanlıkla özdeşleşmeye devam ediyor.
Kısacası, rapor, "Hristiyanlığın düşüşü ve ‘dinsizlerin’ yükselişi, Demokratlar arasında Cumhuriyetçilere göre çok daha belirgin olmuştur" şeklinde özetleniyor.
Araştırmanın İmplikasyonları ve Geleceğe Yönelik Düşünceler
Pew Araştırma Merkezi’nin bulguları, Amerika’daki dini manzaranın karmaşık ve dinamik doğasını vurguluyor. Hristiyan nüfusundaki düşüşün yavaşlamış veya dengelenmiş olması, bu eğilimin tersine döndüğü anlamına gelmiyor. Bunun yerine, dini inançların ve uygulamaların Amerikan toplumunda nasıl geliştiğine dair daha derin bir anlayış gerektiriyor.
Genç nesiller arasındaki dini bağlılığın azalması, kiliseler ve diğer dini kuruluşlar için önemli bir zorluk teşkil ediyor. Bu kuruluşlar, gençlerin ilgisini çekmek ve onları inanç sistemlerine dahil etmek için yeni ve yenilikçi yollar bulmak zorunda kalacaklar.
Siyasi bağlılığın dini kimlik üzerindeki etkisi de dikkate değer bir faktör. Liberal ve muhafazakar kesimler arasındaki dini farklılıkların artması, toplumdaki kutuplaşmanın bir yansıması olabilir. Bu durum, farklı inançlara sahip insanlar arasında diyalog ve anlayışı teşvik etmenin önemini vurguluyor.
Sonuç olarak, Pew Araştırma Merkezi’nin Dini Manzara Araştırması, Amerika’daki dini manzaranın evrimini anlamak için değerli bir kaynak sunuyor. Bu bulgular, dini kuruluşlar, siyasi liderler ve genel olarak Amerikan toplumu için önemli sonuçlar doğurabilir. Dini inançların ve uygulamaların Amerikan toplumunda nasıl değiştiğini anlamak, daha kapsayıcı, hoşgörülü ve anlayışlı bir toplum yaratmak için hayati önem taşıyor.